başaramadım
Ben bu ülkede başaramadım.
Bunu dolandırmadan, süslemeden söylüyorum.
İnsanca yaşamak denilen şeye hiçbir zaman gerçekten yaklaşamadım. Sevmeyi başaramadım. Sevilmeyi başaramadım. Birini incitmeden var olmayı başaramadım. Hayatı keyifle yaşamak gibi bir hâl benim için hiç gerçek olmadı. Yaşamak çoğu zaman sadece katlanmaktan ibaretti.
Çalışmayı başaramadım. Tutunmayı başaramadım. Düzenli bir hayat kurmayı başaramadım. Sigortam olmadı. Güvende hissetmeyi başaramadım. Kaygısız olmayı hiç başaramadım. Kaygı bende geçici bir durum olmadı; yerleşti, kaldı, alışkanlığa dönüştü.
Gece huzurla uyumayı başaramadım. Sabah güvenle uyanmayı da. Gelecek fikri benim için hiçbir zaman heyecan verici olmadı. Hep bir belirsizlik, hep bir tedirginlik vardı. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bu his geçmedi.
Susmayı başaramadım. Doğru düzgün konuşmayı da. Ne zaman susmam gerektiğini bildim ama sustuğumda içimde bir şeyler birikti. Konuştuğumda ise yanlış anlaşıldım ya da hiç duyulmadım. İnsanlarla aynı dili konuşmayı başaramadım. Normal denilen şeye uyum sağlamayı başaramadım.
Kedilerle, köpeklerle konuştum. Onlarla konuşmamayı da başaramadım.
Burada “başaramadım” dediğim şey tek tek başarısızlıklar değil. Bu ülkede yaşamaya çalışırken üzerime çöken toplam. Uyum sağlayamamış olmak. Normalleşememiş olmak. Sürekli eksik hissetmek. Sürekli yetememek.
Ben bu ülkede başaramadım.
Ve bunu söylerken bir iddia koymuyorum, sadece durumu tespit ediyorum.
Resim yapmayı da pek başaramadım zaten…