emin değilim
Hayat neydi?
Günleri peş peşe tamamlamak mıydı? Sabah kalkmak, akşam uyumak, aradaki zamanı doldurmak mıydı? Yoksa bir gün mutlaka daha iyi olacağına inanarak beklemek mi?
Hayatın bir amacı olduğuna inanırdım. Bir zamanlar bunu net cümlelerle söyleyebildiğimi hatırlıyorum. “Hayatımın amacı bu” diyebiliyordum. Şimdi o cümleler hâlâ aklımda ama içlerini dolduramıyorum.
Zamanla bildiğimi sandığım şeyler eksildi. Hayat, bildiklerimi sessizce geri aldı. Öyle büyük kırılmalarla değil, yavaş yavaş. Bugün neyi gerçekten bildiğimden emin değilim. Sadece cevaplardan değil, kendimden de şüphe ediyorum.
Bir noktadan sonra amaç fikri yerini alışkanlıklara bıraktı. Yapılması gerekenler, yetişilmesi gerekenler, kaçırılmaması gerekenler. Hayat yaşanan bir şey olmaktan çıktı; sürdürülen, idare edilen bir şeye dönüştü.
Bugün hâlâ yaşıyorum ama neyi yaşadığımı tam olarak adlandıramıyorum. Bekliyor muyum, devam mı ediyorum, yoksa sadece oyalanıyor muyum, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, eskiden emin olduğum şeylere artık güvenemediğim.
Belki sorun hayatın ne olduğu değil.
Belki sorun, hayat sandığımız şeyin bizi ne hâle getirdiği.