geçim
Ben bu kadar ekonomi bilmek istemezdim. Terimleri, oranları, grafikleri, sürekli değişen sayıları öğrenmek istemezdim. Kazandığım üç kuruşu nasıl saklamam gerektiğini düşünmek istemezdim. Nerede durur, neye dönüşür, ne kadar sürede erir diye hesap yapmak istemezdim.
İnsan aslında normal bir hayat arıyor. Kazandığı parayla ne alabileceğini değil, ne yaşayabileceğini düşünmek istiyor. Aynı parayla iki kahve içebilmek de mümkün, bir hamburger yemek de. Bir süpürge almak da, bir kalem almak da. Mesele paranın neye yettiği değil; o paranın ne kadar sürede, ne kadar ezilerek kazanıldığı.
Asıl sorun burada başlıyor. Çünkü bu ülkede küçük bir kesim dışında herkes geçinmeye çalışıyor. Çoğu insan için mesele zengin olmak değil, ayakta kalmak. Buna rağmen bazı meslekler, ne kadar emek verilirse verilsin, karşılığını bulmuyor. Daha az kişinin yapabildiği işler, daha çok kişinin yapabildiği işlerden daha az kazandırabiliyor.
Burada sorun bireysel tercihler değil. Dağılım. Geçim dediğimiz şey artık bir denge değil, sürekli kaygan bir zemin.